Bir ülkenin Tanıtılmasında Sanatın Ve Sanatçıların Ne Kadar önemli Bir Yeri Olduğunu Biliyorum. Bu Nedenle Hadise´yi Takdirle, İlgiyle, Heyecanla İzliyorum.
Ülkemizi yurt dışında sadece müziği ile değil, sahip olduğu insani değerlerle de cok iyi temsil ettiğini görmek, hepimiz icin ayrı bir kıvanc oluyor. Onu daha yakından tanımak ve sizlere tanıtmak istedim. Hayata bakışını, değer yargılarını, yaşadıklarını, yaşamak istediklerini, duygu dünyasını merak ettim…
İceriye girdiği andan itibaren ışık sactı etrafına. Güzelliğinin dışında, iyi bir aile terbiyesi aldığını hissettiren, son derece mütevazı, kaprissiz bir genc kadın. Sevgi dolu, sıcak, hemen kalbinize alabileceğiniz zarif bir insan. Saatlerce devam eden fotoğraf cekimimiz ve sohbetimizden sonra, mutlulukla ayrıldım yanından…
Birkac gün sonra bana gönderdiği mailde , hayatının en samimi röportajını yaptığını söylüyordu. Ben de aynı duyguları paylaşıyorum onunla. Gercekten olduğu gibiydi; icten, yalansız, oyunsuz…
Sevgili dostum İzzet Çapa ve muhteşem ekibi, yeni acılan Nahide’de, Hadise’yi ve bizleri büyük bir nezaketle ağırladılar. Onlara da sonsuz teşekkürler…
Türkiye’de sizi pek fazla yansıtan röportajınız olmadı. Biz bir ilki gercekleştirelim, sizi yakından tanıyalım istiyorum. Nasıl bir ailede yetiştiniz?
Çok sıcak bir ailede . Annemin babamın ayrılması ağır bir dönemdi benim icin ama okulda bunun etkisini yaşamadım. Biz dört kardeşiz , aslında hepimizin hayatında değişiklikler oldu. Ayrılmak isteyen annemdi . Babamın evden ayrıldığı günü hatırlıyorum, ben onunla gitmiştim… Yardımcı olmuştum ona, gittiği yerde dolabına elbiselerini yerleştirmiştim.
Babanızla daha mı yakındınız?
Babamdan korkardım…
Neden?
Mesela bizim evde bahcede salıncağımız vardı. Bir keresinde demiri cıkmıştı salıncağın. Eyvah babam görürse ne yapacağız diye panik oldum. Yanlış anlaşılmasın dövmezdi. Babam cok disiplinli bir adamdı, hala da öyledir. Sofrada otururken dirseğimizi masaya koysak kızardı. Sofraya saygıya, masa adabına cok dikkat ederdi. Mesela cay bardağında şekeri karıştırırken ses cıksın istemezdi. Spagetti yemeyi babam öğretti. Çok komik bir şey şu an anlattığım ama önemli olduğunu görüyorsunuz ileride. Spagetti kaşık ve catalla yenir, ben kaşık yerine catal kullanırdım . Babam her şeyin doğrusunu öğrenmemizi isterdi. Çok dikkatli ve cok titizdi. Spagetti yerken hala babam gelir aklıma.

Kız cocukları genelde, babalarının özelliklerini ararlar hayatlarındaki erkekte… Siz de öyle misiniz?
Yoo hayır. Şöyle söyleyeyim; ayrıldıklarında kücük olduğum icin, babamı cok iyi tanıyamadım. Nasıl davranan bir erkekti, annemle nasıllardı, ne yapıyorlardı bilemiyorum. Aslında hafızamda kalan pek bir şey yok.
Nasıl bir kız Hadise?
Benim hakkımda cok fazla bir şey bilinmiyor. Sizinle, kendimi anlatabilme imkanı bulduğum icin mutluyum. En cok sevdiğim tarafım, misafir ağırlamayı cok sevmemdir. Misafir gelince masayı donatmayı, ikram etmeyi cok seviyorum. Mesela sadece cay, birkac cerez koymak istemem. Dolapta ne varsa ikram etmek isterim. Tabaklar, servisler cok özel olması lazım. Süslemeyi cok severim. Her şeyi servislere dizip sunmaya bayılıyorum. Tabii ki hepsi yenmez ama olsun. Akrabalarıma misafirliğe gittiğimizde bile, masayı ben hazırlamak isterim. Evde olmayı da cok seviyorum.
Yemek yapar mısınız?
Aslında yavaş yavaş ilgimi ceken bir şey yemek yapmak. Annem cok güzel yemek yapar, ben de ona yardımcı olmak istedim. Hala da isterim ama “Mutfak benim yerim cık, sen de evlendikten sonra öğrenirsin” der. Basit şeyleri biliyorum, salata ceşitleri, makarnalar…
Müzik dışında neler yaparsınız?
Dans etmeyi cok seviyorum. Sürekli prova yapmayı tercih ediyorum. Mesela showunuzu hazırladınız bitti, tekrar prova yapmak istemeyebilirsiniz, normaldir. Ben öyle değilim, devamında da calışırım, sürekli bir şeyler öğrenmek ve kendimi geliştirmek isterim.

Şarkılara söz yazıyor musunuz?
İngilizce şarkı sözü yazmayı Belcika’da prodüktörümden öğrendim. Onunla stüdyoda olmak beni cok mutlu ediyor cünkü 16 yaşında ilk şarkımı onunla yaptım, hala da birlikte calışıyoruz…
Kitap okumayı sever misiniz?
Çok seviyorum.
Ne tarz kitapları tercih ediyorsun, En son hangi kitabı okudun?
Gercek, yaşanmış hikayeleri seviyorum. Nilüfer’in kitabını cok beğenerek okuyorum şimdilerde. Kendimi okuyor gibiyim. Çünkü annesi Nilüfer’e cok sahip cıkmış. Yarışmalara katılırken annesi hep yanındaymış. Ben de yarışmalara katıldım , annem hep benimleydi.
Belcika’dan bakınca ülkenizi nasıl görüyorsunuz?
Çok büyük ve sıcak bir ülke! Ben Belcika’da doğdum, orada yaşıyorum. Orada cok düzenli bir sistem ve hayat var. Yollarda bile inanılmaz bir düzen var. Akşamları 6’da bütün mağazalar kapanır. Burada 10’a kadar acık dükkanlar, mağazalar var. Sabaha kadar yemek yiyecek, icecek yerler bulabilirsiniz. Burası benim yerim, ben Türk kızıyım, Çerkez kızıyım…
Orada Türkler’i nasıl tanıyorlar?
Şuna üzülüyorum; Belcika’daki Flamanlar Türkiye’yi modern bir ülke olarak görmüyorlar. Ama tatil icin gelip gördükten sonra, bayağı şaşırmış bir halde dönüyorlar.

Buradaki gelişmeleri izliyor musunuz?
Türkiye gittikce muhafazakâr bir ülke oluyor endişesine katılıyor musunuz? Ben oradan bakıldığında böyle bir şey hissetmiyorum.
Türk kadınının nasıl bir imajı var?
Çok güzel diyorlar. Özellikle kaşlarına bayılıyorlar.
Modayla aranız nasıl?
Çok önemli benim icin. Mahmut Karadağ var stilistim. Ona sizi de anlattım, ne giymem gerektiğini sordum. Aklımda başka bir şey de vardı, ama üzerimdeki kıyafeti de düşünüyordum. O bunu giymemi istedi, doğru bir karar olduğunu görüyorum. Modayı takip ediyorum tabii ki…
Biraz da hobilerinizi anlatın…
Spor yapmayı, kitap okumayı, ucakla bir yerlere gitmeyi ve arabamda müzik dinlemeyi cok seviyorum. Arabamı kullanmak büyük bir zevk, müziğimi de acarım.
Terapi gibi…
Arabada İngilizce şarkı sözü de yazarım. Bazen trafikte gelir aklıma, yanımda ne varsa hemen kaydederim.
Karşılaştırma yapalım istiyorum. Avrupalı kadınla, Türk kadını mesela…
Türk kadını daha bakımlı, sacları daha güzel. Belcika’da saclar kısa ve cok renkli. Değişik şeyler yapmayı seviyorlar. Mesela bir tarafı kırmızı, diğer tarafı siyah.

Türk erkeği ile Avrupalı erkeği karşılaştırırsanız…
Çok fark var. Mesela onlar saclarına falan takılmazlar. Türk erkeği artık daha metroseksüel. Ne kadar ağır başlı olsalar da, metroseksüellik var yani. Yüzde 70’i böyle bence…
Kadını da erkeği de dış görünüşlerine göre değerlendirdiniz. Hayatı algılama ve yaşam şekli üzerinde durmak istiyorum. Kadınlardan başlayalım…
Belcika’da kadınların eğitimi uzun sürüyor, 30-35 yaşına kadar evlenmiyorlar. 40 yaşında ilk cocuklarını doğuruyorlar. Türkiye’de cabuk evleniyorlar ve maalesef hemen ayrılabiliyorlar. Benim icin evlilik kutsaldır. Hemen karar verilecek bir şey değildir.
Erkekler nasıl, Türk erkekleri daha mı kıskanc, muhafazakar?
Bilemiyorum tam olarak. O biraz yetişmekle de ilgili. Türk erkekleri daha sinirli oluyor. Onlar sakinler. Biz de cok cabuk mutlu da olunabiliyor, cok cabuk kızabiliyorlar da…
Dünya starları ile bizimkiler arasındaki farkı da konuşalım istersen… Onlar cok daha geniş imkânlara sahipler…
Türkiye’deki stüdyolar cok güzel, cok iyi besteciler, cok iyi aranjörler var bence.
Star olmak ayrı bir şey ama…
Çok kişinin klibi var ama, star sayısı az, dünyada da böyle…

Biraz da kendinizi anlatın…
Ben şarkı söylemek icin yaratıldığımı hissedecek kadar cok seviyorum müzik yapmayı, müzikle yaşamayı… Şarkılarımla, genclere, cocuklara bir şeyler vermek ve onlara örnek olmak istiyorum. Okulumu, eğitimimi hic bırakmadım, bırakmıyorum. 15 yaşımda yarışmaya katıldım , 16 yaşımdan beri şarkı söylüyorum. Mesela Belcika’da kaldığım yurtta, konserden gelirdim, makyajımı silmeden, dinlenmeden sınavıma calışırdım. Sabah sekizde okulda olurdum, sınava girerdim. Diplomamı da başarıyla aldım. Ekonomi, daha doğrusu pazarlama okudum. Müzik eğitimimi zaten bırakmıyorum…
Bir röportajda “Türkiye’de yaşasaydım kariyerim iki yılda biterdi” demişsiniz…
Böyle iddialı bir söz benim ağzımdan cıkmaz. Hayır öyle bir şey söylemedim. Galiba Sema Denker’le yaptığım bir röportajdı. Bana, “Neden Türkiye’ye taşınmıyorsun? İki yılda cok para kazanırsın” denilmişti. Ben de, ‘Maksadım iki sene icinde inanılmaz paralar kazanmak değil, aşık olduğum mesleğimi cok uzun yıllar yapmak’ demiştim. 50, 60 yaşına geldiğimde de kariyerimi devam etmek istiyorum.
Türkiye’de yaşamak zor mu olurdu sizin icin?
Bilmiyorum. Gercekten bilemiyorum…
Beğendiğiniz sanatcılarımız kimler?
Birkac isim var, aslında isim vermek yanlış olabilir…
İlk aklınıza geleni söyleyin…
Nilüfer’i cok beğeniyorum. Hayatı , yaşadıkları, bana cok sıcak geliyor. Sezen Aksu’ya özel bir hayranlığım var.
Bana ait olan, ilk şarkım ‘Deli Oğlan’ın Türkce sözlerini yazmıştı. Ve hit oldu bu şarkı. Onu cok seviyorum, onun müzik ruhu cok başka.
Biraz da kendinizi anlatın…
Ben şarkı söylemek icin yaratıldığımı hissedecek kadar cok seviyorum
müzik yapmayı, müzikle yaşamayı… Şarkılarımla, genclere, cocuklara bir şeyler vermek ve onlara örnek olmak istiyorum.
Okulumu, eğitimimi hic bırakmadım, bırakmıyorum. 15 yaşımda yarışmaya katıldım ,
16 yaşımdan beri şarkı söylüyorum. Mesela Belcika’da kaldığım yurtta, konserden gelirdim, makyajımı silmeden, dinlenmeden sınavıma calışırdım
. Sabah sekizde okulda olurdum, sınava girerdim. Diplomamı da başarıyla aldım. Ekonomi, daha doğrusu pazarlama okudum. Müzik eğitimimi zaten bırakmıyorum…
Bir röportajda “Türkiye’de yaşasaydım kariyerim iki yılda biterdi” demişsiniz…
Böyle iddialı bir söz benim ağzımdan cıkmaz. Hayır öyle bir şey söylemedim. Galiba Sema Denker’le yaptığım bir röportajdı. Bana, “Neden Türkiye’ye taşınmıyorsun? İki yılda cok para kazanırsın” denilmişti. Ben de, ‘Maksadım iki sene icinde inanılmaz paralar kazanmak değil, aşık olduğum mesleğimi cok uzun yıllar yapmak’ demiştim. 50, 60 yaşına geldiğimde de kariyerimi devam etmek istiyorum.
Türkiye’de yaşamak zor mu olurdu sizin icin?
Bilmiyorum. Gercekten bilemiyorum…
Beğendiğiniz sanatcılarımız kimler?
Birkac isim var, aslında isim vermek yanlış olabilir…
İlk aklınıza geleni söyleyin…
Nilüfer’i cok beğeniyorum. Hayatı , yaşadıkları, bana cok sıcak geliyor. Sezen Aksu’ya özel bir hayranlığım var
. Bana ait olan, ilk şarkım ‘Deli Oğlan’ın Türkce sözlerini yazmıştı. Ve hit oldu bu şarkı. Onu cok seviyorum, onun müzik ruhu cok başka.

Bizde sanatcıların giyimini nasıl buluyorsunuz?
Hepsinin bir tarzı var. Pek beğenmiyorum ama bu benim zevkimle alakalı. Herkes istediği gibi giyinebilir…
Kendi giyiminiz icin ne söyleyebilirsiniz?
Kıyafet, sac, makyaj, takılar, ayakkabılar, hepsi bir arada abartılı olursa, güzel olmuyor.
Ben mümkün olduğu kadar sade bir şıklık seviyorum. Kıyafetim ön plandaysa,
takılarım abartılı olmaz mesela. Bir de sahnede cok dans ettiğim icin, daha hafif, rahatca dans edebileceğim kıyafetler seciyorum.
Beyonce hayranısınız galiba?
Onu seviyorum, beğeniyorum, başkaları da var zevkle izlediğim.
Ama hicbir zaman, bir sanatcı icin, ‘onun gibi olmak istiyorum’ demedim.
Hayranı olduğum sanatcıların özel bir yeri vardır ama hicbirisinin ne klibini, ne de başka bir şeyini taklit etmem. Öyle bir şey düşünüyorsam 5 kilo alayım!
İstiklal Marşı’nı söylemenizle ilgili yorumlar üzdü mü?
Hayır hic üzmedi. Vallahi üzmedi!
Etkilenmediniz mi?
Etkilenmedim. Burada ekibim var, onlara da sorabilirsin.
“Bana bir görev verildi ve yaptım” mı diyorsunuz?
İstiklal marşımızı okurken; gururla, cok duygulanarak ve en önemlisi cıplak sesle okudum.
Çok özel bir andı benim icin. Ben genc bir sanatcı olarak, ülkemi, o kadar cok ülkede temsil ediyorum ki!
O kadar cok ülkede tanınıyorum ki! insanların bunu görmelerini isterim. Endonezya’dan yeni geldik,
‘Düm tek tek’ şu an bir numarada. İngilizce albümüm inanılmaz bir ilgi görüyor ve cok iyi satıyor. Japonya’da da aynı şekilde.
“Kimseyi 7 gün 24 saat görmek istemem!”
Aşkı konuşalım artık diyorum, bu güzel kadının hayatında aşk nasıl gidiyor?
Aşk önemli bir şey. Aşksız da hayat olabilir tabii ki… Ama âşık olabilmek, o kişiyle günün sonunda her şeyi paylaşabilmek…Konser bittikten sonra o kişiyi arayabilmek… Üzgünseniz veya mutluysanız, onunla paylaşabilmek cok güzel bir şey…
Aşk, yaratıcılığınızı etkiliyor mu?
Çoookk!
Sanatcıların, acı cektikleri zaman, daha etkileyici eserler ortaya cıkardıkları söylenir, sizde nasıl oluyor?
Bende alakası yok. Benden mutsuz olunca bir şey cıkmıyor. Galiba söz yazmak daha farklı bir şey.
Duyguların en yoğun olarak yaşandığı dönemlerde daha yaratıcı olunmaz mı?
Aşıkken veya hasret cekerken? Benim icin hic fark etmiyor.
Ucakta da yazıyorum yalnızken, bazen tam uykuya dalacakken bir melodi geliyor aklıma, hemen kalkıp kaydediyorum, hic belli olmuyor yani…
Sadece söz mü yazıyorsunuz?
Müzik yazamıyorum ama melodiyi cıkarabiliyorum…
Kendinizi seksi bulduğunuz doğru mu?
Evet ama her zaman seksi bulmuyorum.
Kendimi jean, üzerine dik yakalı bir kazak ve deri ceketle seksi bulabilirim. Spora gittiğim kıyafetle de…
Dış görünüşünüzle mi yoksa ruh halinizle mi ilgili bu?
Dış görünüşümle ilgili olarak ruhum etkileniyor. Bazen on beş yaşımda, bazen yaşımda hissediyorum.
Sevgilinizle buluşmaya giderken heyecanlanır mısınız?
Evet cok.
Onun icin özel bir şeyler yapar mısınız?
Öncelikle kendim icin yapmayı seviyorum. Güzel görünmeyi, güzel giyinmeyi seviyorum, kendimi koyuvermem.
Onun icin de yaparım tabii ama kendime özen göstermek, beni daha güclü, daha özgüvenli hissettiriyor.
Yine de sevgiliyle buluşurken, farklı bir şeyler daha olmalı?
Tabii, detaylar olmalı. Topuklu giymek mesela…
Hayatınızdaki erkeğin, iyi hissettirmesi önemli mi?
Çok önemli!
Siz onun iyi hissetmesi icin gayret eder misiniz?
Ederim. Bence bir ilişkide saygı duymak ve kısıtlamamak cok önemlidir.
İkimiz de aynı camiada olunca, saatlerimiz uymayabiliyor. İlişkide nerdesin,
nerde kaldın gibi sözler olmamalı. Bizim işimiz kreatif bir iş . Konserden sonra belki ekibimle yemek yemek isteyebilirim.
Bu da benim doğal hakkım, kimse kısıtlayamaz. Ne annem ne babam ne de ilişkiyaşadığım kişi katiyen karışamaz.
Ayrı ülkelerde yaşa, aşk hayatınızın devam etmesinin, avantajı , dezavantajı nedir?
Merak ve özlem olması cok güzel. Ben bir kişiyle yirmi dört saat , yedi gün arka arkaya beraber olmak istemem. Kesinlikle istemem!

Neden?
Sıkılırsın cünkü. Bir kişiyle sürekli beraber olmak, sıkar insanı. Ben yalnızlığı cok seviyorum.
Tek başıma arabama atlayıp birkac saat dolaşmak, yalnız kahvemi icerek kitabımı okumak, bir cafe’de oturup insanları izlemek ne hoş.
Yalnız kalmak cok önemli ve cok güzel bence… Sürekli beraber olmayınca özlüyorsunuz, ilişki de heyecanlı kalıyor.
Sevdiğiniz insanla daha sık görüşmek istemez misiniz?
İsterim tabii. Ancak işimden dolayı biraz zor oluyor. Ama beni seven insan benim yoğunluğumu anlayıp bana saygı gösterir. Ne olursa olsun, dünyanın neresinde olursam olayım sevdiğim insanın yanındayım.
Bazı yakıştırmalar olmuştu, erkek arkadaşınızın acıklamaları tatmin etti mi? Yoksa derinlerde bir yerlerde dışarı cıkmayan kuşkular var mı?
Ben beraber olduğum insana hep güvenmek isterim. Yazılanların hic önemi yok.
Ben de yeni bir prodüktörle calışsam, benim icin de yazarlar.
Sevgiliniz Sinan Akcıl’la mum ışığında müzik dinlemeyi sevdiğinizi biliyorum, bunun dışında cok özel , neler yaşamak istersiniz?
Baş başa yemek yemek ve sohbet etmeye bayılıyorum.
Burada rahat edeceğiniz yerleriniz var mı?
Göz önünde olan yerleri tercih etmediğimiz icin cok rahatız . Bizim özel paylaştığımız zamanlarımız bize ait olmalı.
Gelecekte, en cok yapmak istedikleriniz?
Dünya sahnelerinde , bir Türk kadın sanatcısı olarak yer almak istiyorum.
Bu benim en büyük rüyam. Güzel projeler var yakında cok güzel şeyler olacak. Bayramdan sonra Türkcealbüm cıkartıyoruz.
Çocuklarla ilgili sosyal projelerde yer almak icin görüşmelerim devam ediyor. Çocukları cok seviyorum.
Türkiye’de her türlü donanıma sahip, ilköğretim okulları acmak en büyük dileğim…

Kaynak Posta Gazetesi
HABERİN RESİMLERİ İÇİN ASAGIDAKİ LİNK TİKLAYİN...!!!
http://www.hadisefanclub.com/resim-galeri/kategori/17-hadisenin-posta-gazetesi-ile-yaptigi-yeni-roportaj-resimleri.html
|